
İnanç, bir çok insana göre dört elle sarılmamız gereken bir olgu. Hatta bunun için hayvanları örnek göstererek, içgüdüleriyle doğada hayatta kalabilmelerinden bile bahsedir. Lâkin insan türü yaşam tarzında hayvanlara fark atmıştır. Ve bunu sadece içgüdüleriyle yaptığını söylemek açıkcası biraz tuhaf olur. Çünkü hayatımızı kolaylaştıran araç ve gereçler araştırmalar neticesinde ortaya çıkmış bilimsel çalışmalardır. Tabii ki bu yolda içgüdülerden faydalanılmıştır. Ama kesin bir gerçek vardır ki o da medeniyetin bilinç ile geliştiğidir.
Şüphesiz ki daha iyi bir yaşam yolunda en gerekli şey eğitimdir. Ve eğitim inançla sağlanmaz. Tabii burada inanç derken sadece tanrıya inanıp inanmama durumundan bahsetmiyorum. Ama en genelde inanç kavramı bütün konularda insana bilincini kaybettirmektedir. Çünkü insanlar bilmedikleri şeylere inanırlar. Ve bu inanç onlara kendilerini daha rahat hissettirir. Bilinç ise çoğu zaman insanı rahatsız eder. Çünkü sürekli olarak kafa kurcalar ve karıştırır. Lâkin şu unutmamalıdır ki rahatlayan beyin kaybolur gider. Çünkü çalışmasını gerektirecek bir neden yoktur. Ve çalışmayan organlar hem kısa vadede hemde evrim sürecinde zamanla işlevlerini kaybederler.
Şüphesiz ki daha iyi bir yaşam yolunda en gerekli şey eğitimdir. Ve eğitim inançla sağlanmaz. Tabii burada inanç derken sadece tanrıya inanıp inanmama durumundan bahsetmiyorum. Ama en genelde inanç kavramı bütün konularda insana bilincini kaybettirmektedir. Çünkü insanlar bilmedikleri şeylere inanırlar. Ve bu inanç onlara kendilerini daha rahat hissettirir. Bilinç ise çoğu zaman insanı rahatsız eder. Çünkü sürekli olarak kafa kurcalar ve karıştırır. Lâkin şu unutmamalıdır ki rahatlayan beyin kaybolur gider. Çünkü çalışmasını gerektirecek bir neden yoktur. Ve çalışmayan organlar hem kısa vadede hemde evrim sürecinde zamanla işlevlerini kaybederler.
